1. Ana Sayfa
  2. »
  3. Aile
  4. »
  5. Anlaşmalı Boşanma Protokolü Dilekçesi ve Davası *2021

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Anlaşmalı boşanma en az 1 yıllık evlilik sürdüren eşlerin, birlikte mahkemeye başvurmasıyla ya da eşlerden birisinin diğerinin açtığı boşanma davasını kabul etmesi ile gerçekleşir. Eşler serbest iradeleri ile müşterek çocukların durumu ve mali sonuçlar bakımından bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlemesi hazırlarlar.

Hakimin re’sen yapacağı değerlendirme sonucunda; hazırlanan bu anlaşmalı boşanma protokolünün gereken koşulları sağladığı kanısına varılırsa istenen boşanma gerçekleşir. Bu sayede sayesinde eşler, hızlı ve kendi iradeleri ile belirledikleri koşullar ile boşanma olanağına sahip olmaktadır.

Anlaşmalı boşanma davası sonucunda verilecek hüküm tereddüt yaratmayacak şekilde kesin olmalıdır. Bu davada esas alınan unsur, genel boşanma sebepleri arasında yer alan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” şartının somutlaşmasıdır. Eşler arasındaki ortak irade ise, bu hususta adeta bir karine yaratmaktadır. Vekil aracılığı ile beyanda bulunulması durumunda da eşlerin hakim tarafından bizzat dinlenmesi, boşanma davasının özgür irade ile verilmiş bir karar olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından gereklidir.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi

Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir?

Anlaşmalı boşanma davası için yerine getirilmesi gereken koşullar TMK m.166/3’te düzenlenmiştir. Bu koşulların sağlanması, bir özel hukuk sözleşmesini temel alan, anlaşmalı boşanma davası kurumunda zorunluluk arz etmektedir.

Anlaşmalı boşanma şartları şunlardır:

  • Eşler arasındaki evlilik birliği en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.
  • Eşler boşanmak için ya birlikte mahkemeye başvurmalıdır ya da bir tarafın açtığı boşanma davası diğer eş tarafından kabul edilmelidir.
  • Eşlerin, hakim tarafından dinlendiklerinde, serbest irade açıklamasında bulundukları kanaatine varılmalıdır.
  • Eşlerin kabul edecek oldukları anlaşmalı boşanma protokolü hakim tarafından uygun bulunmalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nerede Açılır?

Aile hukukundan doğan davalardan birisi olan anlaşmalı boşanma davası Aile Mahkemesinde açılır. Yani boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun ile belirlenmiştir. Ancak, Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi de davaya bakabilmektedir.

Aile Mahkemelerinin görevli mahkeme olduğuna ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2016/ 1296 Esas, 2017 / 8238 Karar sayılı 13.12.2017 tarihli kararı şu şekildedir;

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4/1. maddesi; 4721 sayılı Medeni Kanun’un İkinci Kitabı’ndan Üçüncü Kısım hariç olmak üzere (TMK.md.118-395, 5133 sayılı Kanun md.2-3) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi’nde bakılacağını, Geçici 1.maddesi de; sonuçlanmamış davaların yetkili ve görevli Aile Mahkemesi’ne devredileceğini hükme bağlamıştır. Bu haliyle uyuşmazlığın Aile Mahkemesi’nde çözümlenmesi gerekir. Şu durumda, davaya aile mahkemesi sıfatı ile bakılması gerekirken asliye hukuk mahkemesi sıfatı ile bakılarak sonuçlandırılması doğru değildir.

Yetkili mahkeme ise TMK m.168’de belirtilmiş olmasına rağmen, kesin bir yetki olarak ifade edilmediğinden doktrinde tartışmalara yol açan bir meseledir. Kanuna göre yetkili mahkeme eşlerden birisinin yerleşim yeri Aile Mahkemesi ya da davadan önce 6 ay birlikte oturdukları yer Aile Mahkemesidir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davası, taraflarca hazırlanan anlaşmalı boşanma protokolü dilekçeye eklenmek suretiyle yukarıdaki başlıkta belirtilen yer Aile Mahkemesi’ne sunulacak bir dilekçe ile açılır. Davanın açılmasının akabinde mahkeme tarafından Tensipt Zaptı hazırlanır ve taraflara duruşma günü tebliğ edilir. Davanın tek celsede ve en erken şekilde sonuçlanması için boşanma avukatı ile yapılacak başvuru neticesinde davanın açıldığı tarihten itibaren en geç 1 ay içinde duruşma günü alınabilmektedir.

Anlaşmalı boşanma davasında hazırlanacak dava dilekçesinde hazırlanan anlaşmalı boşanma protokolüne atıf yapılmalı, tarafların bu protokol kapsamında anlaştığı ve bu şartlar dahilinde boşanmayı kabul ettikleri açıkça belirtilmelidir. Ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ifade edilmelidir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir ve Nasıl Hazırlanır?

Anlaşmalı boşanma protokolü TMK m.166/3’te sayılan hususlara yer vermesi gereken ve sözleşme serbestisi ilkesi gereği, içeriğinde başka hususlara da yer verilebilen bir protokoldür. Bu anlaşmalı boşanma protokolü eşler tarafından, kendi hür iradeleri ile kabul edilerek imzalanmalıdır. Anlaşmalı boşanma protokolü mahkemeye yazılı şekilde sunulduğunda pek çok avantajı olmakla birlikte, sözlü olarak sunulması da mümkündür.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Bulunması Zorunlu Unsurlar

  1. Boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat vb.)
  2. Müşterek çocukların durumu (velayet)

Anlaşmalı boşanma protokolü muhteviyatında yer alması gereken zorunlu hususlara ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2019/ 5910 Esas, 2019 / 9191 Karar sayılı 25.09.2019 tarihli kararı şu şekildedir;

Evlilik birliğini sonlandırmak isteyen eşlerin dayanabileceği boşanma sebeplerinden birisi de anlaşmalı boşanmadır. Anlaşmalı boşanmaya hükmedilebilmesi için eşlerin boşanmanın mali sonuçlarına ve çocuğun durumuna ilişkin bir anlaşmayı hâkimin onayına sunması ve hâkimin de bu anlaşmayı onaylaması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanmanın maddi koşullarından biri olan bu anlaşmanın yapılabilmesi için hem eşler hem de boşanma kararı verecek hâkim bakımından bazı koşulların yerine getirilmiş olması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmelerin kurulması, geçerliliği ve hükümlerine ilişkin hükümleri, boşanma hukukunda aksine bir hüküm olmadıkça boşanmaya ilişkin anlaşma bakımından da geçerlidir. Eşler arasında yapılan anlaşma, boşanmanın fer’i sonuçlarına ilişkin taraflarca düzenlenen ve hakimin onay şartına bağlı özel hukuk sözleşmeleridir

Müşterek Çocukların Durumu Konusunda Anlaşma (Velayet – İştirak Nafakası)

Anlaşmalı boşanma protokolü bakımından dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birisi müşterek çocukların velayetinin ve çocuklar ile kişisel ilişkinin düzenlenmesi, kararlaştırılmasıdır. Çocukların velayeti, eşlerden birisine verilebileceği gibi, eşler arasında da paylaştırılabilir. Yapılacak paylaşma, süreye bağlanarak da yapılabilmektedir. Velayet kendisine bırakılan eş, çocuk üzerinde sahip olan ortak yükümlülükleri tek başına üstlenmiş olduğundan ergin olmayan müşterek çocuğun terbiyesi, eğitimi, bakımı gibi hususlar üzerinde diğer eşin rızası olmadan karar verebilmektedir.

Kanuni düzenlememizde yer almayan bir kavram olan “birlikte velayet” ise doktrinde henüz tartışmalara yol açmış bir meseledir. Anlaşmalı boşanma protokolü içinde yer alan velayete ilişkin düzenleme, hakim tarafından, çocuğun yüksek menfaati dikkate alınarak değerlendirilir.

Çocuğun velayete sahip olmayan ana veya babası ile gerçekleştireceği kişisel görüşmeler anlaşmalı boşanma protokolünde düzenlenmesi gereken bir diğer husustur. Bu gereklilik, ana ve babanın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkından ileri gelmektedir. Kişisel ilişkinin kapsamında, ilişkinin kurulacağı zaman dilimi, süresi, ilişkinin niteliği açık, net ve kesin bir şekilde yer almalıdır.

Velayet kendisine bırakılmayan eş, aynı zamanda ergin olmayan müşterek çocuğun giderlerine katkıda bulunmakla yükümlü olduğundan, TMK m.182/2’de düzenlendiği adıyla, iştirak nafakası ödemelidir. Bu sebeple bu husus da miktarı ve ödeme zamanı belirli bir şekilde anlaşmalı boşanma protokolünde belirtilmelidir. Aksi halde hakim, netleştirilmesini taraflardan istemekte, eşlerin tam olarak uzlaşamaması durumunda hakim bir belirlemede bulmakta ve eşlerin onayına sunmaktadır.

Velayet kendisinde olan eşin müşterek çocuğun menfaatine hareket etmesi beklenir. Aksi durumda ise çocuğa mahkemece temsil kayyımı atanarak velayete ilişkin yeni bir karar verilir. Buna ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/ 2-2486 Esas,  2018 / 1148 Karar sayılı 30.05.2018 tarihli kararı şu şekildedir;

Bununla birlikte velayet kamu düzenine ilişkin olup, bu hususta anne ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur.

Görüldüğü üzere, velayetin değiştirilmesine ilişkin davalar çocuğun güvenliğini doğrudan ilgilendiren davalardır. Bu kadar önemli bir davada, velayet hakkına sahip anne ya da babanın, kural olarak temsil olunanın menfaatine hareket ettiği kabul edilse dahi her zaman çocuğun yararına davranmayacağı, herhangi bir sebeple çocuk aleyhine hareket ederek onun zararına bir durum yaratma ihtimali olduğu da tartışmasızdır. Olağandır ki, bu tür davalarda davanın açılış amacı da diğer tarafın çocuğun menfaatine aykırı davrandığı iddiasıdır. O halde çocuk ile yasal temsilcisi arasında bir menfaat çatışmasının olduğu kabul edilerek TMK’nın 426. maddesinin ikinci fıkrası gereğince küçüğe bir temsil kayyımı atanması gerekmektedir.

Somut olayda davacı ile davalının boşandıkları, boşanma davası sırasında müşterek çocuğun velayetinin davalı babaya verildiği, davacı annenin ise davalının velayet hakkından doğan yükümlülükleri yerine getirmediğini belirterek dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda küçük ile davacı anne ve davalı baba arasında menfaat çatışmasının bulunduğu açıktır.

Buna göre küçüğü davada temsil etmek üzere kayyım atanması için (TMK m. 426/2) yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, atanacak kayyımın duruşmaya çağrılması ve göstermesi halinde delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi yerinde olacaktır.

Hal böyle olunca yerel mahkeme direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır.

 

Anlaşmalı Boşanma Protokolü
Anlaşmalı Boşanma Protokolü

Boşanmanın Mali Sonuçları Üzerinde Anlaşma (Yoksulluk Nafakası – Tazminat)

Anlaşmalı boşanma için açılan dava sonucunda boşanmanın gerçekleşmesi ile eşler arasındaki yardımlaşma ve dayanışma yükümlülüğü sona ermediğinden yoksulluk nafakası, bu yükümlülüğün devamına yöneliktir. Yoksulluk nafakası belirlemesinde, eşlerden hangisine bu nafakanın verileceği, nafakanın miktarı, miktarın artış oranı, ne şekilde ve hangi aralıklarla ödeneceği gibi bilgilere yer verilmelidir. Yoksulluk nafakası için bir başlangıç tarihi belirtilmek zorunlu olmadığından, belirlenmemesi halinde başlangıç tarihi, boşanma davasının kesinleşmesi olarak esas alınır. Başlangıç tarihi gibi, bitiş tarihinin de belirtilmesi zorunlu değildir.

Kamu düzeni ile ilişiği olmayan maddi ve manevi tazminat, anlaşmalı boşanma protokolü içinde belirtilmelidir. Ancak istenmesi zorunlu bir kalem değildir. Anlaşmalı boşanma protokolünde, maddi veya manevi tazminata ilişkin bir ibarenin protokol için zorunlu olmasına rağmen bulunmaması durumu, tarafların serbest iradeleri ile protokole eklemedikleri hakim tarafından kanaat edilmişse, protokolün geçerliliğini etkilememektedir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde İhtiyari Unsurlar

Anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen eşler, kanuni sınırlamalar çerçevesinde ve serbest iradelerinin unsuru olacak şekilde, anlaşmalı boşanma protokolü muhteviyatında; mal rejimi tasfiyesini, müşterek çocuğun üçüncü kişiler ile olan kişisel ilişkisini, müşterek çocuğa yönelik bir bağışlama taahhüdünü, müşterek olmayan çocuğun eşler ile olan kişisel ilişkisini, müşterek olmayan çocuğa bakma veya bağışlama taahhüdünü ve tedbir nafakası gibi konuları düzenleyebilmektedirler.

Zorunlu olmayan hususlar da hakiminin değerlendirmesine tabidir. Ancak, bu değerlendirme eşlerin serbest iradesinin varlığına yöneliktir, herhangi bir sebep araştırması yapılmamaktadır. Anlaşmalı boşanma protokolü için gereken zorunlu unsurların hakimce kabul edilmesi durumunda, hakimce onaylanmayan ihtiyari unsurlar değiştirilmek yahut kaldırılmak suretiyle anlaşmalı boşanma protokolünün geçerliliği korunabilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Unsurların Gerçekleşmemesi

Yargılama sırasında anlaşmalı boşanma protokolü ile ilgili unsurlar değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin sonunda gereken koşulların sağlanmadığı anlaşılırsa, Yargıtay’ca da benimsenen görüşe göre, anlaşmalı boşanma protokolü ile açılan davalar çoğunlukla reddedilmek yerine çekişmeli yargıya taşınmaktadır.

Anlaşmalı boşanma protokolündeki şartların ve unsurların gerçekleşmemesi halinde davanın çekişmeli boşanma davasına evrileceğine ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/ 22531 Esas, 2015 / 7621 Karar sayılı 15.04.2015 tarihli kararında şöyle denilmiştir;

Anlaşmalı boşanma talebi, şartların gerçekleşmemesi halinde, kendiliğinden 166/1-2’ye dönüşebildiği gibi, 166/1’e dayanan bir boşanma talebi de, şartlarının varlığı halinde “anlaşmalı boşanma” ile sonuçlanabilir. Ya da, aynı maddenin (4.) fırkasında yer alan yasal karineye açıkça dayanılmamış olsa bile, bu yasal karinenin şartlarının bulunması halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek boşanma kararı verilebilir. Bu bakımdan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayanılarak açılmış bir boşanma davası; taraflar arasında daha önce görülmüş ve redle sonuçlanmış bir boşanma davası varsa ve ret kararının kesinleşmesinden başlayarak üç yıl geçmiş ise, ortak hayatın yeniden kurulamamış olduğunun ispatlanmış olması şartıyla 166/4. madde gereğince boşanma kararı verilmesi isteğini de kapsar.

İptal, Dönme, Fesih ve Uyarlama Nasıl Olmaktadır?

Eşler arasında özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olan anlaşmalı boşanma protokolü, hakimin onayı ile birlikte nihai hüküm teşkil ederek, boşanma ilamının bölümü haline gelmektedir. Nihai bir hüküm teşkil etmeye başladıktan sonra eşler, her ne kadar anlaşmalı şekilde boşanma davası kararı çekişmesiz yargı kararı olsa da anlaşmalı boşanma protokolü bakımından itirazlarını ancak üst derece mahkemesinde öne sürebilecektir.

Anlaşmalı boşanma protokolü hakim tarafından uygun bulunmadığı takdirde bu sürece ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/ 2643 Esas, 2019 / 484 Karar sayılı 18.04.2019 tarihli kararı şu şekildedir;

Açıklanan nedenlerle mahkemece, tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında düzenlemelere ilişkin olarak tarafların beyanlarının alınması, bu beyanların özgür iradeleri ile açıklandığı sonucuna varılırsa ve düzenleme uygun bulunur ise bu doğrultuda boşanma kararı verilmesi; düzenlemenin uygun bulunmaması hâlinde ise anlaşmada gerekli görülen değişikliğin yapılarak, değişiklik yapılan hususlarda madde hükmünün öngördüğü şekilde taraflara bir öneride bulunulması, öneri kabul edildiği taktirde buna göre karar verilmesi, kabul edilmediği ve taraflarca anlaşmaya varılarak mahkemenin de uygun bulacağı yeni bir düzenleme de yapılmadığı taktirde, davanın Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülüp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.

Çocukların durumu, önemi gereği TMK’da ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Anlaşmalı boşanma protokolü ile açılmış ve karar verilerek kesinleşmiş mahkeme kararından sonra çocukların velayetine yahut çocukla kişisel ilişkiye ilişkin yeni olgu veya durum oluşursa ya da çocuğun yüksek menfaati gereği bu konularda bir değişiklik yapılması gerekirse hakim, tarafların talepte bulunması ile ya da kendiliğinden bir düzenleme yapılabilecektir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde boşanmanın mali sonuçlarının düzenlenmesi suretiyle üzerinde anlaşılan maddi tazminat ve nafaka alacakları, alacaklı eşin evlenmesi veya eşlerden herhangi birisinin ölümü ile kendiliğinden sonlanır. Alacaklı eşin fiilen bir evlilik hayatı sürmesi, haysiyetsiz bir hayat sürmesi ya da yoksulluk durumunun sonlanması hallerinde ise bu alacakların ancak mahkeme kararı ile sonlanması mümkündür.

Anlaşmalı Boşanma ve Anlaşmalı Boşanma Protokolü

Sonuç

Anlaşmalı boşanma ile boşanmak isteyen eşler, yukarıda açıkladığımız hususlara uyarak bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamalıdır. Hazırlanan anlaşmalı boşanma protokolünün hakimce tamamen onaylanması yahut hakimin anlaşmalı boşanma protokolünde yaptığı değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi ile boşanma davası istenen sonuç olan boşanma ile sonlanır.

Anlaşmalı boşanma davası sonunda verilen karar, hakimin onayından geçen anlaşmalı boşanma protokolündeki düzenlemeleri kolay anlaşılır bir biçimde, daha açık bir ifade ile, eşlerin hak ve yükümlülüklerini detaylandırarak belirtmelidir ki anlaşmalı boşanma protokolü ile açılan anlaşmalı boşanma davasının sonucunda istenen sonuçlar elde edilebilmiş olsun.

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma en az 1 yıl evli kalan çiftlerin anlaşmalı boşanma protokolü kapsamında anlaşarak evlilik birliğini Aile Mahkemesi huzurunda sona erdirmelerini ifade eder.

Anlaşmalı boşanma davası eşlerden birisinin yerleşim yerindeki veya çiftlerin son 6 ay birlikte yaşadıkları yerdeki Aile Mahkemesi'nde açılır. Aile Mahkemesi'nin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal rejimi paylaşımı vb.) ve müşterek çocuk varsa çocukların velayetine ilişkin düzenleme yer almalıdır.

Anlaşmalı boşanma protokolü evli eşlerin anlaşmalı boşanma talep edebilmeleri için hangi konularda nasıl anlaştıklarını gösteren anlaşma tutanağıdır. Anlaşmalı boşanma protokolü eşlerin özgür iradeleriyle ve talepleri doğrultusunda hazırlanmalıdır. Anlaşmalı boşanma protokolünde kanunda yazılan zorunlu hususlar yer almalıdır. Bu zorunlu hususlar; boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumudur. Diğer anlaşmalar ise zorunlu olmayıp ihtiyaridir.

Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için en az 1 sene evli kalmak gerekir.

Anlaşmalı boşanma Aile Mahkemesine verilecek boşanma dilekçesi ile gerçekleşir. Boşanma dilekçesine ek olarak anlaşmalı boşanma protokolü sunulmalıdır. Bu tür davalar genellikle tek celsede sonuca ulaşmaktadır.

Hukuki Yardıma mı İhtiyacınız Var?

Bizi Arayın: *0-542-782-9878*

info@leventsamgar.com
·  Pazartesi – Cuma 09:00-18:00

İlgili Yazılar

Bir Yorum Bırak

×

Hoş geldiniz!

Bize whatsapp! üzerinden ulaşabilirsiniz ya da e-posta gönderebilirsiniz: info@leventsamgar.com

×