1. Ana Sayfa
  2. »
  3. Aile
  4. »
  5. İştirak Nafakası *2021 Her Yönüyle Bilinmesi Gerekenler

İştirak Nafakası Nedir, Nasıl Hesaplanır ve Ne Zaman Sona Erer?

İştirak nafakası hukuki nitelik olarak bakım nafakası kapsamına girmektedir. Çocuğun velayeti kendisine verilmemiş olan eş tarafından diğer eşe, evlilik birliğinin sona ermesi durumunda verilmekte olan iştirak nafakası ile amaç çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılımın sağlanmasıdır. Velayeti kendisinde olmayan eş tarafından iştirak nafakası ödense de, müşterek çocuğun bakım yükümlülüğü esas olarak velayeti kendisinde olan taraftadır. Kısacası iştirak nafakası, çocuğun korunması ve bakımı için zorunlu bir kurumdur.

İştirak Nafakası Nedir?

İştirak nafakası olarak adlandırılan ve eşlerin, müşterek çocukları üzerindeki bakım ve yetiştirilmesine özen gösterme yükümlülüğünün en belirgin göstergesi olan bu nafaka, velayet hakkına bağlı bir yükümlülük değildir. Bununla beraber iştirak nafakası bir yükümlülük sonucu doğduğundan yoksulluk nafakasından farklı olarak eşlerin kusuru bakımından bir tespit yahut araştırma yapılması gerekmemektedir. İştirak nafakası en erken, kesinleşen boşanma kararından sonra hükmedilen bir nafakadır.

Boşanma sebepleri arasından herhangi biriyle sebebiyle açılan boşanma davasıyla beraber ya da boşanmadan sonra ayrı bir dava ile talep edilebilen iştirak nafakası boşanmadan sonra talep edilebilmesi için müşterek çocuğun henüz ergin olmaması gerekmektedir. Kural olarak iştirak nafakası, müşterek çocuk ergin olana kadar devam etmektedir ancak istisnai olarak çocuğun eğitim hayatı boyunca da devam edebilmektedir.

Boşanma davası ile birlikte talep edilmesi halinde, boşanma kesinleştiğinde iştirak nafakası da işlemeye başlamaktadır. İştirak nafakası boşanma davasından sonra ayrı bir dava ile talep edildiğinde ise iştirak nafakası, dava tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Dava devam ederken ise çocuk için tedbiren nafaka ödenmesine mahkemece hükmedilebilir.

İştirak Nafakası

İştirak Nafakasını Kim Talep Edebilir?

Çocuk adına iştirak nafakası davası açma hakkı, küçüğe fiilen bakan ana ya da babadadır. Şartların gerektirmesi ve küçüğün ayırt etme gücünü haiz olmaması durumunda iştirak nafakası, atanan kayyım ya da vasi tarafından talep edilmektedir. Ancak küçüğün ayırt etme gücünü haiz olması ihtimalinde iştirak nafakası hakkı, küçük tarafından da kullanılabilmektedir. Yargıtay 3.HD., E.2004/12679, K.2004/12334, T.08.11.2004 kararında evlilik dışı doğan çocuk için annenin babadan iştirak nafakası talep etme istemi reddedilmiştir. Şöyle ki;

“… Evlilik dışı çocuklar yönünden; annenin, babadan nafaka isteyebilmesi için baba ile çocuklar arasında soybağının kurulmuş olması gerekir. Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Baba ile aradaki soybağı ise, babanın anayla evlenmesi, tanıma veya hakim kararıyla gerçekleşir. Mahkemece, evlilik dışı ilişkiden doğan çocuklar ile baba arasında nesep bağı kurulmadan nafakaya hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir …”

İştirak nafakası sahibi müşterek çocuk olduğundan, anlaşmalı boşanma protokolü ile iştirak nafakası talep edilmeyeceğinin kararlaştırılmış olması, sonrasında velayet sahibi eşin ya da çocuğun bu nafaka için talepte bulunamayacağı anlamına gelmemektedir. Çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda daha sonra da iştirak nafakası talep edilebilecektir.

İştirak Nafakası Nasıl Hesaplanır?

Velayet sahibi olmayan eşin de çocuğa karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlayan bir araç olan iştirak nafakası miktarının hesaplanması için bazı ölçütler bulunmaktadır. Bu ölçütler şunlardır:

  1. Çocuğun ihtiyaçları

    • Yiyecek giderleri
    • Giyecek giderleri
    • Barınma giderleri (örneğin; ev, yurt, pansiyon)
    • Sağlık giderleri
    • Dinlenme giderleri (örneğin; tatil ve seyahat giderleri)
    • Eğitim giderleri
    • Harçlık giderleri
    • Ulaşım giderleri (örneğin; okul servis giderleri)
  2. Eşlerden her ikisinin de mali ve sosyal durumları

  3. Çocuğun gelirleri

  4. Hakimin takdir yetkisi

Nafaka yükümlüsü olan eşin gerçek malvarlığının ortaya çıkması bakımından bankalara, mal müdürlüğüne, tapu sicil müdürlüğüne ve ilgili kuruluşlara yazı yazılması büyük önem arz etmektedir. Ancak uygulamada bu tespit genellikle emniyet müdürlüğüne bağlı polis memurları tarafından yapılmaktadır.

Nafaka ödemekle yükümlü olan eşin mali gücünün olmaması durumunda (örneğin; çalışamayacak durumda olma ve aynı zamanda bir geliri olmama), mali gücü ortadan kaldıran sebebin yükümlü eşin kusurundan kaynaklanmaması halinde yükümlülük ortadan kalkmaktadır. Her ne kadar yükümlü eşin mali gücü nafakanın ortadan kaldırılmasında dikkate alınsa da, velayet sahibi eşin mali gücünün olup olmaması, nafaka yükümünün ortadan kaldırılması hususunda dikkate alınmamaktadır.

Çocuğa ait gelirler de nafakanın miktarının belirlenmesinde dikkate alınmakla beraber, nafakanın verilip verilmemesi hususunda bir etki doğurmamaktadır. Çocuğun gelirlerine, çocuğun bakımı amaçlı, başvurulması için gerek ananın gerekse de babanın mali gücü oranında vereceği nafakanın yetersiz kalması gerekmektedir.

Sayılan ölçütlere ilişkin bilgiler tespit edilerek ve değerlendirilerek hakim tarafından, serbestçe, hakkaniyete uygun bir nafaka miktarı belirlenmektedir. Hakimin belirleme yetkisi yanında, tarafların (eşlerin) aralarında yapacakları bir anlaşma ile nafaka miktarının, artırım oranının ve miktarın ödeneceği para cinsinin belirlenmesi de mümkündür. Ancak anlaşmada belirtilen hususların geçerlilik kazanması için yine hakim tarafından onaylanması gerekmektedir.

Nafaka Miktarının Artırılması ve Azaltılması Talebi

TMK m.331’e göre durum değişikliği olması halinde taraflar nafaka miktarının değiştirilmesini ya da tamamen kaldırılmasını talep edebilmektedirler. Önemli olan husus bir talepte bulunulmasıdır. Hakimin nafaka miktarı ya da nafakanın verilmesi bakımından re’sen bir değişiklik yapması durumu söz konusu değildir.

Kanunda, nafaka miktarına ilişkin değişiklik yapılması için geçmesi gereken bir süre takdir edilmediğinden, değişikliğe sebebiyet verecek yeni bir durumun vuku bulması halinde mahkemeden talepte bulunulabilmektedir. Bununla aynı doğrultuda olmak üzere, nafaka belirlemesinin üzerinden belirli bir süre geçmesi, değişiklik talep edilmesi ve değişikliğin kabul edilmesi açısından yeterlilik teşkil etmemektedir.

İştirak Nafakası Nasıl ve Ne Zaman Ödenir?

TMK m.330/2, iştirak nafakasının her ay peşin olarak ödeneğini hükme bağlamıştır. Bu hükümden anlaşılacağı ve nafakanın özelliği gereği, söz konusu nafaka irat biçiminde ve yalnızca para ile ödenmektedir. Tarafların aralarında yaptıkları bir anlaşma yoksa ya da bir anlaşma olup bu anlaşma hakim tarafından onaylanmamışsa, nafakanın ödeneceği para cinsi Türk Lirası’dır. Daha kısa bir ifade ile; nafakanın yabancı para cinsinden ödenmesine hakim tarafından karar verilememektedir.

Yargıtay 3.HD’nin E.2003/6477, K.2003/6152 sayılı ve 20.05.2003 tarihli kararında da belirtildiği üzere; nafakanın yabancı para üzerinden ödenmesi taraflarca kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmışsa, hal ve şartlarda bir değişiklik olmadığı sürece, bu husus uyarlama davasına konu olamamaktadır.

İştirak nafakası miktarı kadar, ödenme zamanı da önemlidir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça hakim ödenme zamanının re’sen belirlemektedir. Hakim, bu zamanı belirlerken nafaka ile yükümlü olan tarafın gelir elde ettiği zamanı ve çocuğun giderlerinin yoğun olduğu zamanı göz önünde bulundurmaktadır.

İştirak Nafakası Ne Zaman Sona Erer?

İştirak nafakası aşağıdaki durumlarda sona ermektedir:

  1. Çocuğun ergin olması

Çocuğun ergin olmasıyla birlikte nafaka kendiliğinden sona ermektedir. Çocuğun ergin olması için ya çocuğun 18 yaşını tamamlaması ya da evlenmesi veya mahkemece ergin kılınması gerekmektedir. Nafaka kendiliğinden sona eren bir nafaka olduğundan, yükümlünün ayrıca mahkemeden bir karar alması gerekmemektedir.

Ergin olan ancak eğitim hayatına devam eden çocuk bakımından nafakanın kendiliğinden kalkması durumu söz konusu değildir. Çocuk eğitimine devam ediyor ve eğitimi çalışıp para kazanmasına engel oluyorsa, eğitimin tamamlanması için gereken normal süre boyunca nafaka ödenmeye devam edilmektedir. Yargıtay son zamanlarındaki kararlarında; eğitime devam edilse bile iştirak nafakası ödenmeyeceğini ancak şartların oluşmuş olması koşuluyla yardım nafakası talep edilebileceği kanaatindedir.

  1. Ölüm

Nafaka yükümlüsünün veya nafaka alacaklısı olan çocuğun ölmesi durumunda nafaka sona ermektedir. Nafaka yükümlüsünün doğan miktarları ölmeden önce ödememesi halinde bu miktar mirasçılarından talep edilebilmektedir. Yine aynı ihtimalin oluşması halinde nafaka yükümlüsü değil de çocuk ölmüş ise, söz konusu alacakları talep etme hakkı çocuğun mirasçılarına geçmektedir.

  1. Velayet hakkının alınması

Söz konusu nafaka, velayet hakkına sahip olmayan eşin müşterek çocuk üzerindeki yükümlülükleri yerine getirmesinin bir sonucu olduğundan velayet hakkının nafaka yükümlüsü eşe geçmesi halinde nafaka yükümlülüğü, velayet alımı için açılan davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde, sona ermektedir.

  1. Çocuğun hayatını kazanmaya başlaması

Ergin olmayan çocuk, çalışarak kendi hayatını kazanmaya başlayabilmektedir. Bu durumda, nafaka yükümlüsü mahkemeye başvurarak nafakanın sona ermesini talep edebilmektedir. Böyle bir talep önüne gelen hakim, hakkaniyete göre bir karar verir ve kararın kesinleştiği tarih itibariyle nafaka sona ermiş kabul edilir.

  1. Eşlerin tekrar evlenmeleri

Velayet hakkı sahibi eş ile nafaka yükümlüsü eşin, nafaka alacaklısı çocuğun erginliğinden önce tekrar evlenmesi halinde nafaka sona ermektedir. Nafakanın sona ermesi için resmi evlilik şart olup, fiili bir birliktelik yaşanması nafakanın sona ermesi açısından bir sebep teşkil etmemektedir.

  1. Nafaka yükümlüsünün yoksullaşması

Yoksul durumda olan nafaka yükümlüsünün yoksulluğunun kendi kusurundan kaynaklanmadığında nafakaya karar verilmemekle beraber karar verildikten sonra nafaka yükümlüsünün yine kusursuz bir şekilde yoksulluğa düşmesi durumunda da nafaka, mahkeme kararının kesinleşmesiyle sona ermektedir.

  1. İştirak nafakasından vazgeçilmesi

Velayete sahip olan eşin nafaka alacağından vazgeçmesi yalnızca muaccel olan ancak ödenmeyen nafaka borçlarına ilişkindir. Bu sebeple nafaka borçlusu doğmuş olan nafaka miktarını ödemekten kurtulmaktadır. Ancak nafakanın kendisinden kurtulmuş sayılmamaktadır.

Eşlerin aralarında bir anlaşma yaparak nafakadan vazgeçmesi de mümkündür. Fakat bu vazgeçişin geçerli olabilmesi için hakimin onayı gerekmektedir. Velayet sahibi eşin nafaka alacağından vazgeçmesi, tekrardan iştirak nafakası talep edemeyeceği anlamına gelmemektedir. Durumu kötüleşen ve çocuğa karşı olan yükümlülüklerini kendiliğinden yerine getiremeyecek duruma gelen eş tekrardan nafaka talep edebilmektedir.

İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur?

Nafaka yükümlüsünün nafaka miktarını ödememesi halinde velayet sahibi eş, şikayet yolu ile, yükümlünün 3 aya kadar tazyik hapsi yaptırımına tabi tutulmasına sebep olabilmektedir. Tazyik hapsi süreci içerisinde iken yükümlünün borcunu ödemesi durumunda tahliyesi mümkün olabilmektedir. Nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin nafakanın miktarına ilişkin dava açması halinde, tazyik hapsi uygulanması açılan söz konusu davada karar verildikten sonraya bırakılabilmektedir.

Yükümlü hakkında tazyik hapsine karar verilmesi için diğer eşin şikayeti gerektiğinden, şikayetin geri alınması durumunda hakim düşme kararı vermelidir.

Tazyik hapsine karar verildiğinde, nafaka yükümlüsü tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren başlamak üzere 7 gün içerisinde bu karara itiraz edebilmektedir.

İştirak Nafakası Nedir ve Nasıl Hesaplanır?

Sonuç

İştirak nafakası eşlerin boşanmasının doğurduğu sonuçlardan olup müşterek çocuklar üzerinde etki doğurmaktadır. Velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin çocuk üzerindeki bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünü yerine getirmesinin somut bir göstergesi olan iştirak nafakasında hakkaniyete uygun bir miktar belirlenmektedir. İştirak nafakası, çocuk ya da velayet sahibi eşin talep edebildiği bir nafakadır. Miktarı ve ödeneceği zamanı belirlenen iştirak nafakasının nafaka yükümlüsü tarafından ödenmemesi, müşterek çocuk bakımından doğacak zararlar göz önünde bulundurularak yaptırıma bağlanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

İştirak nafakası çocuğun velayeti kendisine verilmemiş olan eş tarafından diğer eşe, evlilik birliğinin sona ermesi durumunda verilen bir nafakadır. İştirak nafakasında amaç çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılımın sağlanmasıdır.

Çocuk adına iştirak nafakası davası açma hakkı, küçüğe fiilen bakan ana ya da babadadır. Şartların gerektirmesi ve küçüğün ayırt etme gücünü haiz olmaması durumunda iştirak nafakası, atanan kayyım ya da vasi tarafından talep edilmektedir. Ancak küçüğün ayırt etme gücünü haiz olması ihtimalinde bu hak, küçük tarafından da kullanılabilmektedir.

Velayet sahibi olmayan eşin de çocuğa karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlayan bir araç olan iştirak nafakasının miktarının hesaplanması için bazı ölçütler bulunmaktadır. Bu ölçütler şunlardır: Çocuğun ihtiyaçları, Yiyecek giderleri, Giyecek giderleri, Barınma giderleri (örneğin; ev, yurt, pansiyon), Sağlık giderleri, Dinlenme giderleri (örneğin; tatil ve seyahat giderleri), Eğitim giderleri, Harçlık giderleri, Ulaşım giderleri (örneğin; okul servis giderleri), Eşlerden her ikisinin de mali ve sosyal durumları, Çocuğun gelirleri, Hakimin takdir yetkisi

Hukuki Yardıma mı İhtiyacınız Var?

Bizi Arayın: *0-542-782-9878*

info@leventsamgar.com
·  Pazartesi – Cuma 09:00-18:00

İlgili Yazılar

1 yanıtı
  1. Masal

    Eşim le 3 yıl önce ayrıldık kızım için nafaka alıyorum sadece bu süre içerisinde nafaka artırımı olmadı kızım onun yanında yaz tatilinde iken nafaka vermek zorunda olmadığını söylüyor böyle birşey olabilir mi ogrenmek.istiylrum teşekkür ederim

Bir Yorum Bırak

×

Hoş geldiniz!

Bize whatsapp! üzerinden ulaşabilirsiniz ya da e-posta gönderebilirsiniz: info@leventsamgar.com

×