1. Ana Sayfa
  2. »
  3. İcra
  4. »
  5. İstirdat Davası *2021 İstirdat Davası Nedir?

İstirdat Davası *2021

İstirdat davası borçlu olunmamasına rağmen icra tehdidi altında yapılan ödemenin iadesini sağlamak amacıyla açılan davadır. İstirdat davası açılmasındaki amaç, hakkında icra takibi başlatılan kişinin herhangi bir sebepten dolayı icra takibine karşı itiraz ya da şikayet hakkını kullanamamış olması sebebiyle takibin kesinleşmesi üzerine icra tehdidi altında takip tutarını ödemesi akabinde haksız tahsil edilen paranın iade edilmesini sağlamaktır. İstirdat davası hukuki işlemin borçlusu görünen kişi tarafından açılabileceği gibi borçlunun yerine geçerek ödeme yapan üçüncü kişiler tarafından da açılabilmektedir. İstirdat davası aşamasında ispat yükü borcu olmadığı halde ödeme yapan kişidedir.

İstirdat Davası Nedir?

İstirdat Davası Nedir?

İstirdat davası icra takibiyle şeklen kesinleşen borcun gerçekte borçlu olmayan kişi tarafından haciz, icra korkusuyla ödenmesi akabinde paranın iade edilmesi talebidir. İcra takibinde borcun kesinleşmesi iki şekilde mümkündür; bunlardan birincisi icra takibine ve borca süresi içerisinde itiraz edilmemesi, ikincisi ise yapılan itirazın genel mahkemelerce iptal edilmesi ya da icra mahkemesince kaldırılmasıdır. İcra takibine itiraz süresi ödeme emrinin muhatabına tebliği ile işlemeye başlar. Genel haciz yoluyla takipte itiraz süresi yedi gün iken, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ise bu süre beş gündür.

İcra takibinin kesinleşmesiyle borcu ödemek zorunda kalan kişi aslında olmayan bir borcun bedelini ödemiş olacaktır. Gerekli şartları taşıması halinde ödemiş olduğu bedeli geri alabilmesi ise mümkündür. Hukuk bu hususta icra zoruyla ödeme yapan kişiyi korumuştur. Lakin bu korumanın geçerli olabilmesi için gerekli şartlar sağlanmalıdır.

Arapça kökenli bir kelime olan istirdat, TDK‘ye göre “geri alma, kurtarma” anlamlarına gelmektedir.

İstirdat Davası Görevli Mahkeme

İstirdat davası niteliği itibarı ile tür olarak bir eda davasıdır. Eda davası 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 105. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre eda davasıyla davacı, davalıdan bir şeyi yapmasını veya vermesini talep etmektedir. Yani taraflardan biri alacaklı iken bir diğeri borçludur. Eda davalarında genel itibariyle Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Lakin kanunlarla özel olarak yetkili kılınmış bir mahkeme varsa davanın o mahkemede de görülmesi mümkündür.

İstirdat Davası Yetkili Mahkeme

Eda davalarında yetkili mahkeme davacının bulunduğu yer mahkemesidir. İstisnai olarak istirdat davası icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde de açılabilir.

İstirdat davası aleyhine sonuçlanan taraf istinaf kanun yoluna başvurabilecektir. Başvuru süresi yerel mahkemece verilen gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden itibaren iki haftadır.

Davanın Kabul Edilebilmesi İçin Gerekli Olan Şartlar

İstirdat davasının mahkemece kabul görebilmesi ve talep edilen miktarın iade edilebilmesi için gereken şartlar şunlardır:

  • İcra, haciz tehdidi altında bir ödeme yapılmış olması,
  • Gerçekte alacaklı görünen kişiye karşı bir borcun bulunmaması,
  • Haksız yapılan bir ödemenin bulunması,
  • Davanın yapılan ödeme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılmış olması,
  • Davayı borçlu veya borçlu yerine geçerek ödeme yapan kişinin açması.

Yukarıdaki şartları birlikte taşıyan istirdat davası, mahkemece kabul edilecektir. Bu hususlardan birinde herhangi bir eksiklik olması halinde ise dava eksikliğin mahiyetine göre usulden veya esastan reddedilecektir. Usulden reddedilen dava tekrardan açılabilmesine rağmen esastan reddedilen davanın aynı hukuki olay veya ilişkiye dayanması halinde açılması mümkün olmayacaktır.

Hak Düşürücü Süre

İstirdat davasının açılabilmesi için kanun koyucu tarafından davacıya bir yıllık hak düşürücü süre tanınmıştır. Borcu olmadığı halde icra, haciz tehdidiyle parayı ödemek durumunda kalan kişi (takipte borçlu görünen), parayı ödemesinden itibaren bir yıl geçmediği müddetçe iadesini sağlamak için dava açabilecektir. Bir yıllık süre zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süredir.

Zamanaşımı süresi ile hak düşürücü süre arasındaki farklar şunlardır:

  • Zamanaşımı süreleri bir defi niteliğindedir. Zamanaşımının, aleyhine işleyen tarafından ileri sürülmemesi halinde mahkeme taraflara bu durumu hatırlatmadan davaya devam etmelidir. Hak düşürücü süreler ise bir itiraz sebebidir. Taraflardan herhangi biri ileri sürmemiş olsa dahi mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınmalıdır.
  • Zamanaşımı sürelerinin doğması eksik borcun ortaya çıkmasına sebep olur. Mahkemede davalı tarafından zamanaşımı süresi ileri sürülmemesi halinde borç varlığını korur. Borçlu zamanaşımına uğramış olan borcunu ödemişse zamanaşımına uğradığından bahisle bu ödemenin kendine geri verilmesini talep edemez. Talep etse dahi mahkemece dinlenmez.
  • Zamanaşımı belirli şartların varlığı halinde kesilebilir, durabilir. Zamanaşımı süreleri kesilirse, en baştan itibaren işlemeye başlar. Durursa zamanaşımı kaldığı yerden tekrardan işlemeye başlayacaktır. Hak düşürücü sürelerse sürekli işlemeye devam eder, kesilme veya durma söz konusu değildir.
  • Hak düşürücü süreler daha çok yenilik doğuran (Kurucu yenilik doğuran, bozucu yenilik doğuran, değiştirici yenilik doğuran) haklarda görülür. Zamanaşımı süreleri ise alacak haklarında söz konusu olmaktadır.

Hak düşürücü sürenin geçmesiyle birlikte borçlu olmadığı halde ödeme yapan kişi bu davayı açamayacaktır. Lakin ortada bir borç yok ise haksız bir kazanç söz konusu olacaktır. Bu durumda ödeme yapan kişi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak dava açmalıdır.

Sebepsiz zenginleşme davası 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 77 ila 82. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Menfi Tespit Ve İstirdat Davası Birlikte Açılır Mı?

İstirdat davası ve menfi tespit davası İcra İflas Kanununun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kanun maddesine göre icra takibi başlamadan önce veya icra takibi devam ederken takibin borçlusu menfi tespit davası açabilmektedir. Menfi tespit davasıyla borçlunun gerçekte borcunun olmadığı tespitinde bulunulursa mahkemece, menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşecektir. İcra takibine itiraz edilmemiş veya icra takibine yapılan itiraz ilgili mercice reddedilmiş ve borcun kesinleşmesi ile birlikte borçlu, icra veya haciz tehdidi altında bu borcu ödemişse bu andan itibaren menfi tespit davası açmakta hukuki yarar kalmayacaktır. Borçlu görünen tarafça ödenen miktarın geri iadesi için istirdat davası açılmalıdır.

Tüm bu hususlara dayanarak kesin olarak şunu söyleyebiliriz ki; menfi tespit ve istirdat davasının birlikte açılması mümkün değildir.

İstirdat Davası Dilekçe Örneği

İstirdat davası görevli ve yetkili mahkemeye yazılı bir dilekçeyle başvurularak açılabilmektedir. Bu dilekçenin içeriği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesine uygun olmalıdır.

İstirdat davası dilekçesinde bulunması gereken unsurlar şunlardır:

  • Dava konusu hangi mahkemenin görev alanına giriyor ise o mahkemenin adı,
  • Borçlu olmadığını iddia eden davacının ismi, soy ismi, ikamet adresi,
  • Dava açanın Türkiye Cumhuriyet Kimlik Numarası
  • Davacı davasını bir avukat veya kanuni temsilci vasıtasıyla yürütüyorsa, bu kişilerin ad ve soyadları, adresleri,
  • Dava konusu değer,
  • Davacının borçlu olmadığını ispatlar nitelikteki vakıaların özetleri,
  • Borçlu olmadığı iddiasında bulunan davacının gösterdiği vakıaların hangi delillerle ispat edileceği,
  • Davacı tarafından öne sürülen hukuki sebepler
  • Talep Sonucu
  • Davacının, vekilinin veya kanuni temsilcisinin imzası

Dilekçe bu maddelere uygun olarak yazılmalıdır. Aksi takdirde mahkemece dilekçe ret kararı verilecektir.

İstirdat Davası

Sonuç

İstirdat davası ile gerekli koşulların sağlanması halinde icra, haciz tehdidi altında ödenen paranın geri alınabilmesi mümkündür. İstirdat davasında olumlu netice alabilmek için öncelikle var olmayan bir borcun icra tehdidi altında ödenmiş olması gerekmektedir. Yine bu ödemenin yapılmasından itibaren bir yıllık süre içerisinde bu dava açılmalıdır. Aksi takdirde mahkemece usulden ret kararı verilecektir. Eda davalarından olan istirdat davasında bir alacaklı – borçlu ilişkisi söz konusudur. Alacaklı (davacı) haksız yere ödeme yapan iken borçlu (davalı) ise haksız kazanç elde edendir.

Sıkça Sorulan Sorular

İstirdat davası gerçekte borçlu olmayan kişinin icra, haciz tehdidi altında yapmış olduğu ödemenin iadesini sağlamak amacıyla açması gereken davadır. İstirdat davası ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde açılmalıdır. Aksi takdirde dava usulden reddedilecektir.

İstirdat davası bir eda davası niteliğindedir. Davada bir alacaklı ve bir borçlu vardır. Yapılan ödemenin iadesini sağlamak temel amaçtır. Talep konusuna göre davanın açıldığı görevli mahkeme değişebilmekle birlikte çoğu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

İstirdat davasında yetkili mahkeme, davacının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi ve icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir.

Hukuki Yardıma mı İhtiyacınız Var?

Hukuk Büromuzda Görüşme Talepleriniz İçin: *0-542-782-9878*

* Telefonda ve Whatsapp!'tan danışmanlık hizmetimiz YOKTUR.
info@leventsamgar.com
·  Pazartesi – Cuma 09:00-18:00
 
Kocatepe Mahallesi Şehit Muhtar Bey Caddesi Tan Apt. No:13 D:12 Beyoğlu/ İSTANBUL

Benzer Makalelerimiz

Bir yorum yazın

Bize ulaşmak için;

Aşağıdaki iletişim araçlarını kullanabilirsiniz.

0-542-782-9878 (Mobil/Whatsapp)

*Telefonda ve Whatsapp!’tan danışmanlık hizmetimiz YOKTUR.

info@leventsamgar.com Pazartesi – Cuma 09:00-18:00